May 17, 2007 by cicektufan
Öğrenciler birer patlamamış mısır olarak okula gelirler ve bizim onları pişirmemiz nispetinde zamanı geldiğinde patlamaya başlarlar. Kimisi zamanında kimisi zamanından önce veya sonra patlar. Bizim istediğimiz zamanda patlayan öğrenciler bizim anlattığımız konuları zamanında kavrayanlardır. Erken patlayanlar konuları çabuk kavrayan öğrenciler, geç patlayanlar ise konuları zamanında kavarayamayan öğrencilerdir. Bizim asıl yoğunlaşmamız gereken gurup zamanında patlayanları ve erken patlayanları ihmal etmeden geç patlayanlardır
Öğrenciler öğretmenlerinin her hareketini dikkatle takip eder ve o hareketleri sanki fotoğraf çeker gibi hafızalarına kaydederler. Daha sonra bu hareketleri bire bir uygulamaya başlarlar. Bu hareketleri öğretmenleri yaptıkları için bunların iyi veya kötü olmasına aldırış etmeden tatbik ederler. Bundan dolayı öğretmen olarak mesleğe başladığımız zaman bütün hareketlerimizin öğrencileri etkileyeceği gerçeğini unutmamalıyız ve hareketlerimizi bunu düşünerek yapmalıyız.
Son olarak öğretmen olarak öğrencilere bilgileri ilk elden vermek durumundayız.
Eğer bilgileri ilk veren biz olmasak o zaman öğrenciler o bilgilere ikinci veya üçüncü elden almak durumunda kalırlar. Bu da o bilgilerin bozulmuş halleriyle yada vurgulanmak istenen noktanın yerine başka yanlarının ön plana çıkarak öğrencilere ulaşmasına neden olur.
Posted in Uncategorized | Leave a Comment »
May 3, 2007 by cicektufan
Yaratıcı drama uygulamalarında genellikle 5 tür uygulama aşaması vardır.
Isınma ve Rahatlama Çalışmaları: Çeşitli yöntemlerle 5 duyuyu kullanma, gözlem yetisini geliştirme, bedensel ve dokunsal çalışmaların yapılması, tanışma, etkileşim kurma, güven ve uyum sağlama gibi özellikleri katılımcıya kazandıran, grup liderinin yöneticiliğinde yapılan çalışmadır.
Oyunlar: Belirlenmiş kurallar içinde özgürce oyun oynama ve bu oyunları geliştirme çalışmalarından oluşur. Kimi zaman bilinen çocuk oyunlarından yararlanılır.
Doğaçlama: Daha az kesin olarak belirlenmiş bir süreç olup, saptanan konu ya da temadan yola çıkılır veya saptanan bir hedefe doğru belli aşamalarla yol alınır. Bireysel ve grupsal yaratıcılığın en çok ön plan çıktığı çalışmalardır.
Oluşum: Bu süreç kimi zaman önceden hiç belirlenmemiş bir çıkış noktasından, kimi zamanda bir nesne, resim, fotoğraf, heykel vb. ile iletişim kurma ile başlar. Sürecin nasıl gelişeceği ve nereye varacağı önceden belirsizdir.
Değerlendirme: Çalışma öncesi, çalışma anı, çalışma sonrasında yapılabilir. Dramanın aşamalarının her birinin ya da birkaçının ardından tartışmanın açılması, eleştiri-özeleştiri, soru-cevap etkileşiminin başlaması değerlendirmenin somut başlangıcı olarak kabul edilir. Bu aşamada başkalarının davranış biçimleri, duyguları, düşünceleri, deneyimleri ile ilgili bilgi sahibi olmak, bireyin kendi yaşamına bir göz atması açısından önemlidir (Adıgüzel;1993). http://ilkogretim-online.org.tr/vol2say2/wu1.pdf
Posted in Uncategorized | Leave a Comment »
April 22, 2007 by cicektufan
bu hafta oynadığımız sayı oyunu matematikteki konuların büyük bir kısmını öğrencilere eğlenceli bir şekilde öğretebileceğimizin bir örneğiydi. bu oyunu biraz formatını değiştirmek suretiyle üslü sayılar ve modüler aritmetik konularına uyarlayabilirz. her ne kadar 1 rakamı olarak ismimiz sadece bir kere söylense de (sadece bir kez zıpladık) bu oyundan büyük bir haz aldık. sanırım bizim dışımızdakiler ( sıfır hariç) birden fazla zıpladı. her han ismimizin söylenebilecek olması bizi grup olarak dikkat etmeye sevk etti. bundan dolayı da oyunun hep içinde kendimize yer bulduk.
Posted in Uncategorized | Leave a Comment »
April 5, 2007 by cicektufan
1) Her grubun ortak amaçları ve özellikleri vardır. Yeni bilgiler öğrenmek, sınıflarını geçmek, derslerinde Başarılı olmak, sınıftaki öğrencilerin ortak amaçlarıdır.
2) Bireylerin grup içindeki davranışları, tek başlarına gösterdikleri davranışlardan farklıdır. Bireyin tek başına gösterdiği davranış, içinde bulunduğu gruba göre değişiklik gösterir.
3) Grubun birey üzerinde toplumsal baskı kurma etkisi vardır. Birey istemediği bir davranışı sırf gruba uyum sağlamak veya grup üyelerince dışlanmamak için nedenler gereği yapabilir.
4) Her grubun kendine özgü norm ve değerleri vardır. Okulun değer ve normlarına göre öğrencilerin ortak bir değer geliştirmeleri sağlanarak sınıfta olumlu sosyal ortam yaratılabilir.
5) Grubun bireyin verimliliği üzerinde etkisi vardır. Grup, bireyin güdülenmesini ve faaliyet düzeyini artırır. Şöyle diyebiliriz ki; bireyin yapma eğiliminde olduğu tepkileri yapma olasılığı artar.
6) Birey grup içinde daha fazla risk alma eğilimindedir. Birey, grup üyelerine güvenerek daha kolay risk alabilir.
7) Her grup kendi içinde zamanla bir lider çıkarır. Her sınıfın“sınıf başkanı” olarak nitelendirilen öğretmen tarafından atanan ya da öğrenciler tarafından seçilen bir lideri vardır. daha fazla bilgi için; http://orgm.meb.gov.tr/Rehberlik/RAM2006/RAMlardanGELENLER/16OGRMEN_OGRCI_ILISKILERI.doc
Posted in Uncategorized | Leave a Comment »
March 27, 2007 by cicektufan
Her oyunun bir amacı vardır. Bu hafta oynadığımız oyunun bize ne kattığını uzun uzun düşündüm ve anladım ki bu oyun bize anlatacağımız bir konuyu ya da oynayacağımız bir oyunu eğer farklı ortamlarda anlatırsak ya da oynarsak ortamına göre zorluk yaşayacağımızı anlatmaktadır. İlk başta fazla bir zorluk çekmedim. Çünkü sıraların ortasındaydım. Sıra başlarında bulunan arkadaşlar daha fazla zorluk çektiler. Çünkü bütün grubu onlar yönlendirmek zorundaydılar. Üçerli gruplara ayrıldığımız zaman benim de grubu yönlendirmem gerektiğinden biraz zorluk çektim. Kare olduğumuzda ise oyunu yönlendirme gibi bir zorunluluk olmadığından biraz daha rahattım. Eğer bir zorunluluk olsaydı acaba ben nasıl bir hareket yapabilirim diye düşünmek zorunda kalacaktım. Bu da beni strese sokacaktı.
Posted in Uncategorized | Leave a Comment »
March 17, 2007 by cicektufan
Araştırma, 2001-2002 öğretim yılının ikinci döneminde Malatya il merkezinden seçilen iki Genel lise (Turgut Özal ve Malatya liseleri) ve iki Endüstri meslek lisesinin (Şehit Kemal Özalper ve Yunus Emre Endüstri meslek liseleri) ikinci sınıflarında öğrenim gören 343 öğrenci (233 genel lise, 110 endüstri meslek lisesi) üzerinde yürütülmüştür.
Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacılar tarafından geliştirilen bir anket formu kullanılmıştır. Anketin geliştirilmesi için genel lise ve endüstri meslek lisesi 2. sınıflarından birer şubeye açık uçlu anket uygulanmıştır. Bu ankette öğretmenlerin ne tür tutum ve davranışlarının, öğrencilerin özgürce düşünmelerini, fikir üretebilmelerini engellediğini ya da teşvik ettiğini yazmaları istenmiştir. Toplanan bilgiler ve bu konudaki ilgili literatürün incelenmesiyle anketin deneme formu hazırlanmıştır. Bu formun kapsam geçerliliğinin sağlanması amacıyla uzman görüşlerine sunulmuştur. Gerekli düzelmeler yapıldıktan sonra deneme formu bir grup öğrenciye uygulanmış, anket sorularının açık ve anlaşılırlığı konusunda kendileriyle görüşülmüştür. Bu uygulamalar sonucunda ankete son şekli verilmiştir.
Sonuç olarak; Öğretmen tarafından sağlanan yaratıcı sınıf atmosferinin genel amacı, yaratıcı düşünmeleri geliştirmeyi özendirecek olmalıdır. Öğretmenlerin demokratik değerlere bağlılık gibi niteliklere sahip olduğu bir sınıf ortamı, yaratıcılığın sürdürülmesinde önemli bir etkendir. Bunlardan farklılığa karşı hoşgörülü ve saygılı olma ayrı bir önem taşımaktadır. Öğretmen yeni fikirlere açık olmalı ve bunu da göstermeli ya da hissettirmelidir. Öğrencilerin kendisi ile doğrudan konuşabileceği, ulaşabileceği bir sınıf ortamı yaratmalıdır. Öğrenci, yeni fikir ortaya attığında öğretmen açık fikirli, kabule hazır ve titiz olmalıdır. Ayrıca, öğretmenler öğrencilerin davranışlarını aşırı derecede kısıtlama yoluna gitmemeli, öğrencilerin yaptıkları şeyleri “doğru” yapmaları için ısrarcı olmamalı, öğrencileri hayalciliği bırakmaya ve gerçekçi olmaya zorlamamalı, öğrencilerin hatalarına belli ölçüde hoşgörüyle bakabilmeli, sınıf içi etkinliklerin belirlenmesinde öğrencilerin de görüşlerine başvurmalı ve öğrencileri davranışlarından dolayı aşırı derecede eleştirmemeliler.
Posted in Uncategorized | Leave a Comment »
March 12, 2007 by cicektufan
Bu haftaki zincir oyununda herkes oyun içersinde aktif bir şekilde yer aldı. Hem zincire dâhil olanlar hem de zincirden kaçanlar oyuna dâhil oldular. Benim gözlemlediğim kadarıyla zincir çok çabuk bir şekilde büyüdü ve kaçacak alan git gide daraldı. Bir de başlangıçta çok çabuk hareket eden zincir büyüdükçe hantal bir yapıya büründü ve hareket edebilme kabiliyeti azaldı. Zincirdeki insanlar bir grup oluşturmalarına rağmen herkes kendi kafasına göre hareket ettiğinden tam bir takım havasını yakalayamadılar. Bazı arkadaşlar kaçmak yerine zincire kendi istekleriyle dâhil oldular. Ben kaçmayı tercih ettim. Bazen kaçarken oyun alanı dışına çıktığım da oldu. Bu oyun bize gruptaki insanların bir takım halinde hareket ettiklerinde başarıya ulaşacakları gerçeğini bir kez daha hatırlatması yönünden önemliydi.
Posted in Uncategorized | Leave a Comment »
March 2, 2007 by cicektufan
Bu hafata oynadığımız ilk iki oyun dikkati ve konsantrasyonu zorlayan oyunlardı. Ayrıca iki oyun da iletişim becerisinin en üst seviyede olması gereken oyunlardı. İlk oyunda bizim sıranın yanındaki sıranın bizden önce başlaması benim onların ne yaptığını görmeme neden oldu. Bu da benim çizdiğim şekli ister istemez etkiledi. Bu oyunu ikinci oyunu karşılaştırdığımda ilk oyunda daha başarılıydık. Bir-iki grup dışında hemen hemen yakın sonuçlar elde ettik. İkinci oyunda tam bir kaos ortamı vardı. Belki bunun da etkisiyle bir çoğumuzun yaptığı tanım tamamen farklılaştı. İkinci oyunda benim tanımımın ne hale geldiğini öğrenememem beni hayal kırıklığına uğrattı.
Dinlediğimiz bir konuşmayı ya da okuduğumuz bir yazıyı eğer bir şeyler elde etmek ve bize fayda sağlaması için dinliyorsak ve ya okuyorsak o zaman o okunan ve dinlenen şeyler bize fayda sağlar. Eğer bir başkasına aktarmak için okuyorsak ve dinliyorsak yani kendimiz için yapmıyorsak o şeyler hafızamızdan çok kısa bir zaman sonra silinir. Bu gerçeği bugün oynanan ikinci oyunda bizzat yaşadık.
Posted in Uncategorized | Leave a Comment »
February 25, 2007 by cicektufan
Günlük hayatta bir şeyler anlatırken önemli olan bizim ne anlattığımız değil de karşı tarafın bizim anlattığımız şeyi nasıl algıladığı ve ne anlam yüklediğidir. Bu eğitim-öğretim ortamında da geçerlidir. Bazen öğretmenin anlatmak istediği şeyin öğrenciler tarafından farklı bir şekilde algılandığını görürüz. Bunun yanında en çok karşılaştığımız sorun ise her öğrencinin algılama hızının farklı oluşudur. Ayna oyununda olduğu gibi bazen öğrenciler anlatılan şeyi hemen anlarlar (görüntüyü hemen yakalama) bazen de anlatılan şeyin üzerinden biraz zaman geçtikten sonra anlarlar (görüntünün biraz zaman geçtikten sonra gelmesi).
Bir önceki pred dersinde sınıf mevcudu az olduğu için rahat bir şekilde çeşitli oyunlar oynayabiliyorduk. İlk derste dışarıda oynadığımız oyun öncesinde acaba herkesin katılım gösterebileceği bir oyun olacak mı sorusu aklıma takılmıştı. Ama oynanan oyun sonrasında gördüm ki herkesin etkin bir şekilde katılım gösterdiği bir oyun oldu. Ayrıca acaba ben ebe olacak mıyım endişesi herkesin oynanan oyunu ilgiyle takip etmesini sağladı.
Posted in Uncategorized | Leave a Comment »
February 24, 2007 by cicektufan
Welcome to WordPress.com. This is your first post. Edit or delete it and start blogging!
Posted in Uncategorized | 1 Comment »